Atina Gezi Notları (Akropolis – Atina Agorası)

Merhabalar, bu yazımda size Atina gezimde yaşadığım deneyimleri anlatacağım.

Aegean Airlines’ın A3991 numaralı uçuşu ile saat 10:45’de Atatürk Havalimanı’ndan başlayan yolculuğum bir buçuk saat sürüyor ve Atina yerel saati ile 11:00’de Eleftherios Venizelos Havalimanı’na ulaşıyorum.

Pasaport kontrolünden geçtikten sonra hava alanının hemen çıkışında bulunan otobüs durağından Sintagma Meydanı’na gitmek üzere X95 numaralı otobüse biniyorum. Durağın hemen yanında bilet alabileceğiniz bir kiosk var. Hava alanından şehir merkezine otobüs bileti 6 €, metro bileti 10 €, üç gün kullanabileceğiniz turist bileti ise 22 €. Yazımın sonundaki şehir içi ulaşım ile ilgili bölüme giderek detaylı bilgi almak için tıklayın.

GİRİŞ

OLİMPOS ZEUS TAPINAĞI

Sintagma meydanına ulaşmam yaklaşık bir saat sürüyor. Yağmur altında 2 km mesafede bulunan hostelime doğru yürüyorum. Olimpos Zeus Tapınağı yolumun üzerinde olduğu için hostele geçmeden tapınağa uğruyorum.

Bir zamanlar Atina’daki en büyük yapı olan tapınak, Sintagma meydanına 700 metre mesafede, Akropolis’in 500 metre güney doğusunda yer alıyor.

96 metre uzunluğunda ve 40 metre genişliğindeki yapı, zamanında 104 tane 15 metrelik sütunuyla çok görkemliymiş. Günümüze ise yalnızda 15 sütun gelebilmiş.

Olimpos Zeus Tapınağı

Olimpos Zeus Tapınağı’nın yapımına ilk olarak M.Ö. 6. yüzyılda Atina tiranı Peisistratos tarafından başlanmış. Ancak, çeşitli sebeplerden dolayı bitirilememiş. Tapınak, ancak 700 sene sonra Roma imparatoru Hadrian tarafından tamamlanabilmiş.

Bu etkileyici tapınak tamamlandığında İmparator Hadrian, Zeus’un ve kendisinin altın ve mermerden yapılmış olan heykellerini tapınağın içine koydurmuş.

Olimpos-Zeus Tapınağı

Deprem ve fırtınalar sebebiyle günümüzde sadece 15 sütun kalmasına rağmen tapınak, Antik Yunistan’ın ihtişamını gözler önüne sermeye devam ediyor.

Tapınak giriş ücreti yaz periyotunda 6 €, kış periyotunda 3 €. Ayrıca tapınağa, 30 €’ya alacağınız kombine biletle de girebilirsiniz.

HADRİAN KEMERİ

Hadrian Kemeri

Olimpos Zeus Tapınağı’nın kuzey doğu girişinde bulunan kemer, M.S. 131 yılında Roma İmparatoru Hadrian’ı anmak için yapılmış. 18 metre yüksekliğinde Hadrian Kemeri, yapıldığında eski şehir Theseus ile yeni şehir Hadrian’ı birbirinden ayırıyormuş.

Hava gittikçe kötüleştiği için hostelime geçip biraz uyuyorum. Birkaç saat uykunun ardından bir şeyler yemek için plaka bölgesine doğru yürüyorum.

Plaka, Atina’nın eski ve en sevilen bölgesiymiş. Akropolis’in kuzey yamaçlarında, Sintagma Meydanı ile Monastiraki Meydanı arasında yer alan Plaka, uzun ince sokaklarıyla, cumbalı evleriyle ve tavernalarıyla oldukça güzel bir mahalle.

Plaka

Yağmur altında Plaka’yı dolaştıktan sonra hostelimin yakınlarında bulunan Psitosynantisi isimli restorana giriyorum. Vejetaryen kebap ve bir bira için 3,90 € ödeme yaptığım bu şirin restoranda “nedense” insanın nereye giderse gitsin kaderinden kurtulamayacağını düşünüyorum.

Yemeğimi yedikten sonra uyumak üzere hostelime geçiyorum. Bedway Athens, Plaka ve Akropolis’e yaklaşık olarak 2 km mesafede bulunuyor.

Bedway Athens Hostel

Gecelik 7 € ödediğim bu hostelde ranzaların ön ve arka tarafları tahta ile kapatılmış, bir tarafı ise duvara yaslanmış. Açık olan tarafını da perde ile kapatabiliyorsunuz. Her ranzanın içinde bir adet piriz ve ışık bulunuyor. Odanın içinde, her misafir için kilitlenebilir ayrı dolap var. Her katta üç tuvalet ve dört duş bulunan hosteldeki yatakhanelerde kadın-erkek karışık kalıyorsunuz.

Hostelin ortak kullanılan mutfağının içinde su ısıtıcı, ocak, fırın ve mikrodalga fırınla birlikte tabak, kaşık, bıçak, çatal, tencere, tava ve bardak gibi mutfak gereçleri bulunuyor.

Sabah güneşli bir havaya uyanıyorum. Bir önceki günkü yağmurlu ve soğuk hava sanki benim için yerini güneşe ve mavi gökyüzüne bırakmış. Hostelde kahvaltımı yaptıktan sonra Akroplis’e doğru yürüyorum.

AKROPOLİS

Akropolis, yüksek bir tepeye inşa edilmiş, kale ya da şehir anlamına geliyormuş. Antik zamanlarda her Yunan şehrinin bir akropolisi bulunuyormuş. Hatta M.Ö. 6. yüzyılda Sarayburnu’nda şimdiki Topkapı Sarayı’nın bulunduğu yerde Byzantion’un akropolisi varmış.

Acropolis

Akropolis ismi, Yunancada yüksek anlamına gelen “Akro” ve şehir anlamına gelen “Polis” kelimelerinin birleşmesinden türetilmiş.

Acropolis Giriş

M.Ö. 5. yüzyıldan kalmış Atina Akropolü bütün ihtişamı ile Atina’nın üzerinde duruyor.

Akropolis’in girişinde Europe Starts Here! (Avrupa Burada Başlıyor!) yazıyor.

Atina Akrpolü’nün içinde Dionysos Tiyatrosu, Herodes Attikus Odeonu, Athena Nike Tapınağı, Propylaea, Erechtheion ve Parthenon bulunuyor.

Acropolis

Akropolis’e giriş ücreti 20 €. Kış sezonu olduğundan (1 Kasım – 31 Mart) ben 10 € ödüyorum. Ayrıca, ücreti 30 € olan kombine bilet ile Akropolis’e girebiliyorsunuz.

Akropolis’i 08:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Acropolis

Hava bugün 18 derece. Ocak ayında olduğumuzu düşünürsek Akropolis’e çıkmak için mükemmel bir hava olduğunu söyleyebiliriz. Bu arada yaz aylarındaki ziyaretçiler için sıcaklardan dolayı sabah ve akşam saatlerini öneriyorlar. Ayrıca, Akropolis’in içinde bir şeyler yeyip içeceğiniz işletme bulunmuyor. Bu yüzden yanınıza yeterli miktarda su almalısınız.

Acropolis

Dionysos Antik Tiyatrosu

Giriş kapısından geçtikten sonra, Akropolis’e doğru tırmanmaya başlıyorum. İlk durağım Dionysos Tiyatrosu.

Yunan Arkeoloji Topluluğu’nun uzun çalışmalar sonucunda 1700’lerde ortaya çıkardığı tiyatro, M.Ö. 6. yüzyılda, Peisistratos döneminde yapılmış.

Dionysos Tiyatrosu

Dionysos, dünyanın bilinen ilk tiyatrosuymuş. Önceden Atina Agorası’nda yapılan Dionysos festivalleri, tiyatro yapıldıktan sonra buraya taşınmış. Tiyatro ilk yapıldığında birkaç ahşap basamak ve ahşap bir sahneden oluşuyormuş. Yine de bu iddiasız tiyatroda Yunan tregedyasından oyunlar sahnelenmiş.

5. yüzyılın sonlarında ahşap bölümlerin bir kısmı taşla değiştirilmiş olan tiyatro, Lycurgus (M.Ö. yaklaşık 390-325) döneminde büyük ölçüde değişiklik yaşamış ve Helenistik dönemde son halini almış.

Dionysos Tiyatrosu

Herodes Atticus Odeonu

Biraz daha tırmandıktan sonra Herodes Atticus Odeonu’na ulaşıyorum.

M.S. 161 yılında Herodes Atticus tarafından, Herodes’in ölmüş eşi Rigilla’nın anısına yaptırılan tiyatro, Akropolis’in güneybatı yamacında yer alıyor. Tiyatro, halk arasında “Herodeon” olarak da biliniyormuş. Herodeon, Atina’da inşa edilen üçüncü odeonmuş ve yakınındaki Dionysos’un aksine Roma’ya özgü bir yapıya sahipmiş.

Herodes Atticus Odeonu

M.S. 267’de Herules tarafından harabeye çevrilene kadar bozulmadan kalan yapı, 1950 yılında yenilenmiş. Yenilendikten sonra, 5000 kişilik kapasitesi ile Atina Festivali’nin ana mekanı olan yapıda, Maria Callas, Frank Sinatra, Pavarotti gibi birçok büyük sanatı konser vermiş.

Herodes Atticus Odeonu

Propylaea

Herodes Atticus Odeonu’ndan Akropolis’in giriş kapısı olan Propylaea’ya ulaşıyorum.

Propylaea, antik Yunan mimarisindeki herhangi bir anıta giriş kapısı anlamına geliyormuş.

Propylaea

Pers Savaşları’ndan sonra Atina lideri Perikles tarafından Akropolis’i yeniden inşa etmek için yapılan birçok kamu işinden biri olan yapının inşasına, M.Ö. 437 yılında başlanmış, tam olarak bitmemesine rağmen M.Ö. 432 yılında yapımı sonlandırılmış.

Propylaea

Propylaea’nın tasarımcısının Mimar Mnesicles olduğu düşünülüyormuş.

Propylaea

Yapılışının üzerinden binlerce yıl geçmesine rağmen, Akropolis’e açılan bu kapının merdivenlerinden çıkarken bir an Antik Yunanistan’da olduğumu düşünüyorum.

Propylaea

Partenon

Antik Yunan mimarisinin en önemli yapılarından olduğu kabul edilen ve en çok bilinen Partenon Tapınağı, Propylaea’den geçtikten sonra karşıma çıkıyor.

Partenon Tapınağı, Perslerin M.Ö. 480’lerde Athena Tapınağı’nı yok etmesinden sonra yapılmış ve Tanrıça Athena’ya adanmış. Atina İmparatorluğu’nun gücünün zirvesinde olduğu dönemde, M.Ö. 447 yılında yapımına başlanan Partenon, M.Ö. 438 yılında tamamlanmış.

Partenon Tapınağı

Antik Yunanistan, Atina demokrasisi ve Batı medeniyetinin kalıcı bir sembolü ve dünyanın en büyük kültürel anıtlarından biri olarak kabul edilen Partenon Tapınağı, 6. yüzyılda Bakire Meryem’e adanan bir kiliseye çevrilmiş.

Partenon Tapınağı

Tapınak, Osmanlı’nın fethinden sonra 1456 yılından itibaren cami olarak kullanılmış.

Tapınak, Osmanlı’nın himayesindeyken Venedik tarafından bombalanmış ve ciddi zarar almış. Yunan isyanı sırasında ise Yunanlar tarafından savunma amaçlı kullanılmış.

Tapınaktaki heykeller 1816 yılında Lord Engin tarafından İngiltere’ye taşınmış. Heykeller şu anda British Museum’da sergileniyormuş. Eski Kültür Bakanı Melina Mercouri’nin girişimleri üzerine, Yunistan Hükümeti 1983 yılından itibaren heykellerin iade edilmesi için çalışıyormuş.

Partenon Tapınağı

Erehteyon

Erehteyon, Akrpolis’in kuzey tarafında, Partenon’un hemen karşısında yer alıyor.

Erechtheion Tapınağı

Erehteyon, M.Ö 421 ile 406 yılları arasında, efsanevi Yunan kahramanı Erichthonius’a adanmış bir tapınak olarak inşa edilmiş. Tapınağı tasarlayan kişinin Mimar Mnesicles olduğu düşünülüyormuş.

Tapınak, Bizans döneminde kilise, Frankokrasi (Dördüncü Haçlı Seferi’nden sonraki dönem) döneminde saray ve Osmanlı döneminde harem olarak kullanılmış ve bu dönemde kuzey sundurma duvarla örülmüş.

Erechtheion Tapınağı

Tapınağın güney tarafında aşağıda fotoğrafını gördüğünüz Porch of Maidens (Bakireler Sundurması) yer alıyor.

Altı görkemli genç kadın, Atina Akropolü’nün üstündeki mermer bir korkulukta nöbetçiler gibi duruyor. Parthenon’a bakıyorlar, şimdiki harabelerinde bile dünya harikalarından biri olan Athena’nın büyük tapınağına…

Kadınlar başlarındaki ağır çatıyı rahat bir şekilde taşıyorlar. Bunu kadın gücünün olağanüstü bir göstergesi olarak kabul edebiliriz.

Porch of Maidens / Erechtheion Tapınağı

Athena Nike Tapınağı

Tanrıça Athena Nike’ye adanmış olan tapınak, Yunan Mimar Kallikrates tarafından tasarlanmış.

Tapınağın yapımına M.Ö. 448’de başlanmış, M.Ö. 441’de ara verilmiş ve M.Ö. 432 yılında yeniden başlanarak M.Ö. 420’de tapınağın yapımı tamamlanmış.

Athena Nike Tapınağı

1686 yılında Osmanlılar tapınağı tamamen yıkmış. Tapınak, Yunanistan bağımsızlığını kazandıktan sonra, orijinal yapının kalıntılarıyla 1834 yılında yeniden inşa edilmiş. 1930 yılında restorasyon geçiren tapınak, yakın dönemde uzman bir ekip tarafından tamamen parçalara ayrılıp incelendikten sonra, ihtiyaç duyulan bölgelere dolgu yapılarak yeniden birleştirilmiş ve son halini almış.

Propylaea’dan Atina’ya bakış.

Atina manzarasına bakarak tapınaktan aşağı doğru iniyorum.

Akrpolis’ten Atina

ROMA AGORASI

Akropolis’in kuzeyinde ve Atina Agorası’nın doğusunda bulunan Roma Agorası inşası için, I. yüzyılda Caesar ve Augustus’un fon sağladığı biliniyormuş.

Roma Agorası

Roma Agorası geniş ve açık bir avludan oluşuyor. Agoranın içinde Rüzgar Kulesi, Athena Archegetis Kapısı, Doğu Propilon, Fethiye Camii, Agoranomion ve Vespasianae yer alıyor.

Roma Agorası, bir günlük ziyaretimdeki programım içinde yer almadığı için sadece Fethiye Camii’ni ziyaret ediyorum.

Fethiye Camii

Yunan kaynaklarında, 1458 yılında Fatih Sultan Mehmed’in şehri ziyaret ettiği sırada, 8. yüzyıldan kalma bir bazilikanın kalıntıları üzerine inşa edildiği iddia edilen Fethiye Camii’nin, yapım tarihi hakkında Türk kaynaklarında herhangi bir bilgi bulunmuyormuş.

Cami, Osmanlı döneminde genellikle “Buğdaypazarı Camii” olarak adlandırılıyormuş.

Fethiye Camii

Mora Savaşı’ndaki (1687-1688) Venedik kuvvetlerinin kısa süreli işgali sırasında Venedikliler tarafından Dionysius Areopagite’a adanmış bir Katolik kilisesine dönüştürülmüş.

Cami, Yunan Bağımsızlık Savaşı’ndan sonra bir süre okul olarak, 20. yüzyılın başlarından itibaren Agora ve Atina Akropolü’nün kazıları esnasındaki buluntular için depo olarak kullanılmış. Kışla, hapishane, fırın ve un ambarı olarak kullanılan cami, 1935 yılında yıkılmak istenmiş ancak Türk hükümetinin girişimleriyle yıkımdan vazgeçilmiş. Cami son olarak 1963 – 2011 yılları arasında arkeolojik depo olarak kullanılmış.

Daha sonra dönemin Türkiye başbakanı Erdoğan tarafından, dönemin Yunanistan başbakanı Papandreu’ya caminin restorasyonu için talepte bulunulmuş, bu talep olumlu karşılanmış ve 2017 yılında restorasyon tamamlanmış.

Adrianou sokağında Atina Agorası’na doğru yürüyorum. Tren yolunun hemen yanında bulunan bu sokak üzerinde birçok kafe, bar ve restoran yer alıyor.

Adrianou Sokağı

ATİNA AGORASI

Adrianou Sokağı’ndan Atina Agorası’na giriyorum. Atina Agorası’na giriş için 4 € ödeme yapıyorum. Yaz dönemi (1 Nisan-31 Ekim) için bilet fiyatı 8 €. Roma Agorası’na ve Atina Agorası’na ücreti 30 € olan kombine biletle giriş yapabilirsiniz.

Klasik Atina Antik Agorası, eski Yunan agoralarnın en önemli örneği olarak kabul ediliyormuş. Alan, 1931 yılında Amerikan Atina’daki Klasik Çalışmalar Okulu tarafından, T. Leslie Shear başkanlığında kazılmış. Çalışmalar bugün John McK Camp başkanlığında devam ediyormuş.

Atina Agorası

Agoraya girdikten sonra ilk durağum Attalos Stoası oluyor.

Attalos Stoası

Stoa, Antik Yunanistan mimarisinde bir sokak ya da agoranın yanında yer alan, üstü kapalı, sütunlu galerilere verilen admış.

Atina Agorası’nın içinde bulunan Attolas Stoası, M.Ö. 159 ile 138 yılları arasında hüküm süren Bergama kralı II. Attolas tarafından yaptırılmış.

Attalos Stoası

Attolas Stoası, 1952 – 1956 yılları arasında Amerikanlı mimarlar ve Yunan mimar Ioannis Travlos ve Yunan İnşaat Mühendisi Yeoryios Biris tarafından yeniden inşa edilmiş.

Attalos Stoası

Attalos Stoası bugün, Antik Agora Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Müze koleksiyonunda kil, bronz ve cam objeler, heykeller, madeni paralar ve M.Ö. 7. yy’dan 5. yüzyıla kadar olan eserlerin yanı sıra Bizans dönemi ve Türk fetihleriyle ilgili eserler yer alıyor.

16 Nisan 2003 tarihinde Çek Cumhuriyeti, Estonya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya’nın Avrupa Birliği’ne katılımına ilişkin 2003 Katılım Antlaşması’nın imza töreni bu stoada yapılmış.

Attalos Stoası

Church of the Holy Apostles (Kutsal Havariler Kilisesi)

Church of the Holy Apostles, Agoranın batısında Attalos Stoası’nın hemen yanında yer alan bir kilise.

10. yüzyıl ortalarından kalmış olan kilise, Atina Agorası’nda Hephaestus Tapınağı dışında, kuruluşundan bu yana sağlam kalabilen tek anıt olduğu için önemliymiş.

Church of the Holy Apostles

2. yüzyıldan kalma bir tapınağın ve kısmen yıkılmış bir Bizans konutunun üzerine inşa edilen Kutsal Havariler Kilisesi, Solaki’nin Kutsal Havarileri olarak da biliniyormuş. Solakiler, 19. yüzyılda kilisenin daha sonra yenilenmesini destekleyen ya da kilisenin etrafındaki alanı dolduran aileymiş.

Kilisenin son restorasyonu 1954 ile 1957 arasında yapılmış.

Church of the Holy Apostles

Kiliseden çıktıktan sonra Hephaestus Tapınağı’na doğru giderken başı ve koları olmayan İmparator Hadrian heykelinin yanından geçiyorum. Hadrian’ın heykeli tapınağa doğru bakıyor.

İmparator Hadrian Heykeli

Hephaestus Tapınağı

Hephaestus, Zeus ve Hera’nın oğluymuş. Olympos’un 12 tanrısından biri olan Hephaestus, hem çirkin hem de topal olmasına rağmen, 12’ler arasında en sevilen tanrıymış. Ateş, demircilik, taş işçiliği, ve heykelciliğin tanrısı Hephaestus’un topal olmasının sebebiyle ilgili çeşitli mitler ortaya atılmış. İçeriği farklı olsa da bütün mitler Hephaestu’un Olympos’tan aşağı atılması sonucu topal kaldığını ortaya koyuyormuş.

Hephaestus Tapınağı

Persler Atina’dan çekildikten sonra, Perikles iktidara geldiğinde Atina’yı Yunan kültürünün merkezine dönüştürmek için büyük bir plan yapmış. Hephaestus Tapınağı da bu planın içinde yer alan projelerden biriymiş. Tapınak inşasına M.Ö. 449’da başlanmış ve tapınak M.Ö. 416 yılında resmen açılmış. Bazı alimler, fonlar ve işçiler Partenon’a yönlendirildiği için tapınağın inşasının 30 yılda tamamlanamadığını yazmışlar.

Hephaestus Tapınağı

Tapınak, 7. yüzyıldan 1834’e kadar Saint George Akamates’in Rum Ortodoks kilisesi olarak hizmet vermiş. Osmanlı döneminde ise yılda sadece bir kez St George Bayramı gününde kullanılmış. Binanın bu kadar sağlam ve bozulmadan günümüze ulaşmasının sebebi, çeşitli kullanım geçmişlerinden dolayı korunmuş olmasıymış.

Atina, 1834’te Yunanistan’ın resmi başkenti olduğunda, ilgili kraliyet fermanı bu tapınakta ilan edilmiş.

Hephaestus Tapınağı

Hephaestus Tapınağı’nı da ziyaret ettikten sonra agoradan çıkıyorum.

Giants Heykeli
Atina’da pazar
Atina

Bir restoranda oturup pide arası vejetaryen sandviç ve içecek sipariş ediyorum. İkisi için toplam 3 € ödeme yapıyorum.

Restorandan çıktıktan sonra Monastiraki Meydanı’na bulunan Cizderiye Camii’ni (Tzistarakis Mosque) ziyaret ediyorum. Monastiraki, Yunanistan’ın popüler alışveriş merkezlerinden biri. Hediyelik eşya dükkanları, butikler ve özel mağazalara ev sahipli yapan Tzistarakis, fotoğrafta da göreceğiniz üzere genelde kalabalık.

Cizderiye Camii’nden Monastiraki Meydanı

CİZDERİYE CAMİİ
(Tzistarakis Mosque)

Cizrediye Camii (Tzistarakis Mosque) 1759 yılında dönemim Atina valisi Cizderiyeli Mustafa Ağa (Mustapha Agha Tzistarakis) tarafından inşa ettirilmiş.

Cizrediye Camii

Cami inşasında Hadrian Kütüphanesi’nden sütun alınıp kullanılmış. (Bazı kaynaklarda, bu sütunun Olimpiyan Zeus Tapınağı’ndan alınmış olduğu da söyleniyormuş.) Sütunun cami yapımında kullanılmasının uğursuzluk getireceği söylentileri çıkmış.  Bu söylentilerin sonucunda Mustafa Ağa valilik görevinden alınmış.

Cizrediye Camii

Minaresi yıkılan cami, Osmanlı’nın Atina’yı terk etmesinden sonra ibadete kapatılmış. Cami, Yunanistan Kurtuluş Savaşı sırasında toplantı salonu olarak kullanılmış. Yunanistan bağımsızlığından sonra, Mart 1934 yılında Kral Otto için camide bir balo düzenlenmiş.

Cizrediye Camii

Kışla, hapishane ve depo olarak da kullanılmış olan cami, 1915 yılında Mimar Anastasios Orlandos tarafından restore edilmiş ve 1918’de Yunanistan Elişleri Müzesi olarak açılmış.

1923’ten 1973’e kadar Ulusal Dekoratif Sanatlar Müzesi olarak kullanılmış olan cami, 4 Mart 1964 tarihinde kendi ailesinin hazırladığı bir darbeyle tahttan indirilen Arabistan Kralı Suud’a, 1966 yılından ölümüne (1969) kadar, yeniden düzenlenerek ibadethane olarak tahsis edilmiş.

Cami, 1973 yılından beri Yunan Halk Sanatları Müzesi’nin ek binası olarak kullanılıyor ve içinde seramik el sanatları sergileniyor.

Cizrediye Camii

Camiden çıktıktan sonra Plaka’nın arka sokaklarında yürüyorum.

Atina sokaklarında Jamaikalı bir müzisyen
Plaka’nın arka sokakları
Plaka’da Zorbas Tavernası

Hostelime doğru dönerken bu Yunan kahvehanesine denk geliyorum. Onlar da Anadolu’da olduğu gibi Kahvehane’ye Kave diyorlar ve içi de bizim kahvehanelerle aynı.

Atina’da Yunan Kavesi.

Aslında Atina’ya gittiğinizde göreceksiniz ki birçok şey Türkiye’yle aynı. Yunan Kahvesi diye içtikleri şey Türk Kahvesi’ne çok benziyor mesela. Atina’ya giderseniz döner, baklava, nazar boncuğu gibi bizden birçok şey göreceksiniz. İnsanları da bize çok benziyor. Yani burada konuşulan dil dışında hiç yabancılık çekmiyorsunuz.

Bedway Athens Hostel

Sonraki sabah 06:00’da Roma’ya uçağım olduğu için akşam yemeğimi yedikten sonra erkenden otelime gelip uyumaya çalışıyorum

Bedway Athens Hostel

Gece saat 02:00’de uyanıp Sintagma Meydanı’na yürüyorum ve 24 saat hizmet veren X95 numaralı otobüse binip hava alanına ulaşıyorum.

X95 numaralı havaalanı otobüs rotası

NOTLAR

Yunanistan’a gitmek için vize gerekli mi?

Yeşil pasaport, gri pasaport (hizmet) ve siyah pasaport (diplomatik) sahibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla vizeden muhaflar. Bordo pasaport sahiplerinin ise Yunanistan’a girmek Schengen Vizesi almaları gerekiyor.

Yunanistan Vizesi Nasıl Alınır?

Yunanistan üzerinden alınacak Schengen Vizesi için, Yunanistan Konsololuğu’nun çalıştığı iki aracı kurum var. Bunlar; Komos Vize Hizmetleri ve Vfs Global.

İstanbul’da bulunan Kosmos Vize Hizmetleri; Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çanakkale, Düzce, Giresun, Gümüşhane, İstanbul, Karabük, Kastamonu, Kocaeli, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Trabzon, Yalova ve Zonguldak illerine hizmet verirken, diğer şehirlerde yaşan vatandaşlara 8 farklı şehirde ofisi bulunan Vfs Global Hizmet veriyor. Vfs Global’in bulunduğu şehirler; Ankara, Antalya, Bursa, Bodrum, Edirne, İzmir, Gaziantep ve Marmaris. Vfs Global’den vize alacak olan vatandaşlar, bu sekiz şehirdeki hizmet noktasından kendilerine en yakın olanı seçebilirler. Kosmos Vize’nin hizmet verdiği şehirlerde yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ise, vize randevusu için İstanbul’a gelmesi gerekiyor.

Vize için ödemeniz gereken ücret 60 €. Aracı kuruma da hizmet bedeli olarak 20 € ödüyorsunuz. Ödemeyi randevuya gittiğinizde nakit olarak yapmanız gerekiyor.

Daha fazla bilgi ve randevu için web siteleri: KOSMOS VİZEVFS GLOBAL

Atina’ya Nasıl Gidilir?

İstabul’dan Atina’ya her gün, 4’ü Türk Hava Yolları’nın, 3’ü Aegean Airlines’ın ve 1’i Pegasus’un olmak üzere, toplam 8 aktarmasız uçuş bulunuyor. Ayrıca, İzmir’den iki günde bir Aegean Airlines’ın Atina’ya direkt uçuşu var. Atina’ya deniz yoluyla gitmek isterseniz, Türkiye’den feribotla bir Yunan adasına gidip oradan aktarma yapmanız gerekiyor.

Atina Şehir İçi Ulaşım

Yaklaşık 4 milyon nüfusu ile Avrupa’nın dördüncü en kalabalık şehri olan Atina’da, şehir içi ulaşımı kolaylaştıran birçok alternatif bulunuyor. Şehir içinde otobüs, troleybüs, kırmızı, mavi ve yeşil olmak üzere üç farklı metro hattı, tramvay ve banliyö hattı bulunuyor. Atina’da 3 gün kalacaksanız içinde iki hava alanı transferi de bulunan, bütün toplu taşıma araçlarında kullanabileceğiniz 3-day tourist ticket isimli bileti 22 € karşılığında alabilirsiniz. Ben Atina’da şehir içinde yürüdüm ve hava alanına gidiş ve dönüş için X95 numaralı otobüsü kullandım ve bilet için toplam 12 € ödedim.

BİLET TÜRÜ ÜCRET İNDİRİMLİ
90 Dakika – Hava alanı hariç1,40 €60 Cent
24 Saat – Hava alanı hariç4,50 €
5 Gün – Hava alanı hariç9,00 €
7 Gün – Hava alanı otobüs dahil50,00 €
3 Gün Turist Bileti- Hava alanı otobüs dahil22,00 €
Hava alanı otobüs tek yön
6,00 €3,00 €
Hava alanı metro tek yön10,00 €5,00 €

Atina Müze ve Ören Yeri Giriş Ücretleri

Atina’daki tabloda Atina’daki başlıca müze ve ören yerlerinin ücretleri yer alıyor.

Yaz (Yaz dönemi – 1 Nisan – 31 Ekim) Y. İnd (Yaz dönemi indirimli bilet) Kış ( Kış dönemi – 1 Kasım – 31 Mart) K. İnd (Kış dönemi indirimli bilet) *İndirimli biletten; kimlik kartları göstermeleri koşuluyla lisans ve lisans üstü öğrenciler ve Yunanistan ve Avrupa Birliği ülke vatandaşı olan 65 yaşın üzerindeki ziyaretçiler yararlanabilir. 18 yaşından küçük olanlar Atina’daki müzelere ve ören yerlerine ücretsiz olarak girebilirler.

MÜZE – ÖREN YERİYazY. İnd.KışK. İnd.
Akropolis 20 € 10 €10 € 5 €
Akropolis Müzesi5 €3 €3 €1,5 €
Olimpos Zeus Tapınağı 6 €3 €3 €1,5 €
Arkeoloji Müzesi10 €5 €5 €3 €
Atina Agorası8 €4 €4 €2 €
Roma Agorası6 €3 €3 €1,5 €
Hadrianus Kütüphanesi4 €2 €2 €1 €
Lykeion4 €2 €2 €1 €
Kerameikos8 €4 €4 €2 €
Combined Ticket30 €15 €30 €15 €

Combined Ticket (Kombine Bilet) ile Akropolis, Olimpos Zeus Tapınağı, Atina Agorası, Roma Agorası, Hadrianus Kütüphanesi, Lykeion ve Karameikos’a girebilirsiniz. Kombine bilet 5 gün geçerlidir.

Atina’daki ören yeri ve müzeler, 25-26 Aralık, 1 Ocak, 25 Mart, 1 Mayıs ve Nisan ve Mayıs ayları içinde değişken tarihleri olan Yunan Paskalya Günü’nde ziyarete kapalılar.

6 Mart, 18 Nisan, 18 Mayıs, Her Eylül aynın son hafta sonu, 28 Ekim ve 1 Kasım – 31 Mart arası her ayın ilk Pazar günü ücretsiz olarak müzelere ve ören yerlerine girebilirsiniz.

Atina’da Ne Yenir?

Öncelikle şunu söyleyeyim; Türkiye’de ne varsa Atina’da da var arkadaşlar. Aynı topraklarda yetişmiş insanlar olarak her açıdan çok benziyoruz. Bizim Türk yemeği, Türk tatlısı, hatta Türk Kahvesi olarak bildiğimiz her şey onlarda “Greek”. Bu bölümde size Yunanistan’a özgü birkaç özel yemeği listeleyeceğim.

Horiatiki Salata: Küçük domatesler, salatalık, arpacık soğanı, Yunan zeytini, bolca krema ve beyaz peynirin üzerine beyaz peynir parçacıkları serpilerek ve son olarak üzerine Yunan sızma zeytinyağı eklenerek servis edilen bu salata oldukça lezzetli bir seçenek.

Saganaki: Gravyer peyniri kızartılıp üzerine taze limon suyu serpilerek servis edilir. Peynir seviyorsanız Saganaki, sizin için çok iyi bir ara sıcak seçeneği.

Fava: Ekmeğin üzerine sürülerek yenilen ve ilk olarak Santorini’den çıkmış olan favayı ilk yediğinizde tadını humusa benzetebilirsiniz. Ancak, içinde kuru bakla, dereotu, maydanoz, soğan ve çeşitli baharatlar bulunduran bu vegan dostu yemek humustan çok daha lezzetli.

Tomatokeftedes: Uzonun yanında lezzetli bir meze olan tomatokeftedes, domates köftesi de diyebiliriz. Yalnız bu mezeyi özel kılan Santori’nin çeri domatesi ile yapılıyor olması.

Moussaka: Bu bildiğimiz musakka. Yunanistan’da oldukça popüler ve neredeyse her restoranda servis ediliyor. İsmi de tahmin edebileceğiniz üzere Greek Moussaka. 🙂

Pastitsio: Bu da fırında pişirilen bir çeşit lazanya yemeği. İçinde et olduğu için tadına bakamadım. Ancak Yunanistan’da oldukça popüler.

Spanakopita: Ispanak ve beyaz peynirle yapılan, dışı çıtır bir çeşit börek. Bunu bana hostelde çalışan resepsiyonist ikram etmişti. Ben çok beğendim.

Gemista: Bildiğimiz biber dolması. Bizde yapılandan hiçbir farkı yok. Ancak, Yunanlılar tarafından onlara özgü bir yemek olduğu söyleniyor.

Ne Kadar Harcadım?

Aegean Airlines’tan aldığım gidiş-dönüş uçak bileti için 70 €, İki gece için hostel’e 14 €, Atina havaalanı gidiş-dönüş otobüs bileti için 12 €, müze ve tarihi alan girişleri için 16 € ve yeme-içme için 20 € olmak üzere toplam 132 € harcadım. Vize ile birlikte Atina seyahati için toplam masrafım ise 212 € oldu.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Diğer gezi notlarımı okudunuz mu?

https://www.emrahsubasi.com/yurt-disi/asya/iran-gezi-rehberi-van-tebriz-tahran-isfahan-siraz
https://www.emrahsubasi.com/yurt-disi/avrupa/gurcistan-gezisi-batum-tiflis
https://www.emrahsubasi.com/yurt-ici/istanbul/istanbul-sehir-kesfi/cami
https://www.emrahsubasi.com/yurt-ici/istanbul-sehir-kesfi-2

İran Gürcistanİstanbul 1 İstanbul 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.